Ç Harfi İle Başlayan Deyimler ve Deyimlerin Anlamları Hakkında Bilgi

  • PDF
Çakılıp kalmak: Bulunduğu yerde uzun süre Is also common of the furry genre. The genres of pornography are based on the type of activity featured and the category of participants, for example mateur pornography is a category of pornography that features models, actors or non-professionals performing without pay, or actors for whom this material is their only paid modeling work. Specific sex acts Anal Anal pornography features anal penetration with a penis, dildo, other objects, or some combination of them. The object or situation of interest is called the viagra fetish; the person who has a fetish for that object/situation is a fetishist. Solo pornography recognized with AVN Awards include the All Alone series and All Natural: Glamour Solos. Internal ejaculation shots are a comparatively recent development in pornography; they are not found in early pornographic films. Pornography in Japan is large and intertwined business of adult entertainment with unique characteristics that readily distinguish it from western pornography. Commercialized pornography accounts for a nearly US$100 billion worldwide industry for the production of various media and associated products and services. Foot fetishism has been defined as a pronounced sexual interest in the feet or footwear. The porn industry and viewing public were shocked by the then-taboo spectacle of a white woman having sex with a black man. Interactive pornography, available in CD-ROM and DVD format, allows the viewer to select the particular acts performed at any one time, sometimes with the camera providing a first person view. Sexual relations between women have been illustrated as well as narrated, but much of the written material from the early modern period has been destroyed. Men may find stimulation of the anus, rectum, and adjacent organs enjoyable. Many fantasies include the macrophile shrinking before a normal sized woman or keeping his or her normal height while the partner grows in size. Animal masturbation has been observed in many species, both in the wild and in captivity. kımıldamadan kalmak, hareketsiz durmak.
Çalımına getirmek: Tasarlanan bir İş için uygun zamanı ya da duru mu bulmak.
Çalımından geçilmemek : Kurumundan, büyülenmesinden yanına yaklaşılmaz olmak.
Çalım satmak: Yapay davranışlarla büyüklük taslamak. (Kars. Hava atmak.)
Çalıp çırpmak : Az çok demeden, eline ne geçerse çalmak.
Çalmadan oynamak : Çok neşeli, keyifli bir dyrumda olmak.
Çam devirmek : -1. Karşısındakini gücendirecek söz söylemek. -2. Bil gisizliğini ele verecek sözler söylemek. (Kars. Pot kırmak, gaf yap mak.)
Çamur atmak (sıçratmak) (birine) : Birini kötü bir işe bulaşmış göste rip lekelemeye çalışmak, İftira etmek. (Kars. Kara çalmak, leke sür mek.)
Çamura yatmak: Borcunu ödememek, verdiği sözü yerine getirme mek.
Çam yarması gibi: İhyan, iri gövdeli kimse için kullanılır.
Çanak tutmak (açmak) (bir şeye) : Davranışlarıyla ya da sözleriyle kendisine kötü bir söz söylenmesine, kötü davranışlarda bulunulması na yol açmak. ‘
Çanak yalamak : Dalkavukluk etmek, yaltaklanmak.
Çanak yalayıcı: Yaltaklanan kimse, dalkavuk.
Çan çan etmek (Ötmek) : Durmadan yüksek sesle gevezelik etmek.
Çanına ot tıkamak : Birini sesini çıkaramayacak, zarar veremeyecek bîr duruma getirmek.
Çantada (torbada) keklik : Elde edilmiş sayılan, elde edileceğine ke sin gözüyle bakılan (şey).
Çapraza getirmek (birini) : Onu tuzağa düşürmek.
Çapraza sarmak : İçinden çıkılması güç duruma gelmek. (Kars. Çar şafa dolanmak.)
Çaptan düşmek : -1. Çalışma düzenini bozmuş olmak. -2. Değerin den bir şeyler yitirmek.
Çarçur etmek (bir şeyi) : Elindeki parayı vb’yi gereksiz yerlere harca yıp tüketmek.
Çarçur olmak : Yararsız yere harcanıp ziyan olmak.
Çaresine bakmak : Bir işin, sorunun çözüm yolunu bulmak.
Çarığı ters giydirmek (birine) : bk. Pabucu ters giydirmek.
Çarıklı erkânıharp : Okuması yazması olmadığı halde kurnaz ya da uyanık davranan kimseler için şaka yollu kullandır.
Çark etmek: Verdiği sözden ya da yapacağı İşten dönmek. (Kars. Yüz geri etmek.)
Çarpık çurpuk : Çok çarpık; eğri büğrü. (Kars. Eciş bücüş.)
Çarşafa dolanmak : İçinden çıkılmaz duruma gelmek. (Kars. Çapraza sarmak.)
Çarşambadır çarşamba (demek): Bir konuda gereksiz yere inat (et mek).
Çatal kazık : -1. Bir konuda değişik tutumları yüzünden işin yürümesi ni engelleyen yetkili kimseler. -2. Çok karışık durum.
Çatık yüz (çehre, surat) : Öfkeli yüz.
Çatır çatır çatlamak : Çok kıskanmak.
Çat kapı: Beklenmedik bir anda.
Çatlak ses : Uyumu bozan, istenmeyen söz ya da davranış.
Çatlasa da patlasa da ; “Her türlü çareye başvursa da, ne kadar karşı çıkarsa çıksın.” anlamında.
Çat pat: -1. Her yerde hazır ve nazır bulunan. -2. Biraz, yarım yama lak.
Çaydan (denizden) geçip darede boğulmak : Bir işin yapılması sıra sında büyük engelleri aşıp tam sonuca ulaşılacağı anda önemsiz bir-neden yüzünden başarısız olmak.
Çayı görmeden paçaları sıvamak : bk. Dereyi görmeden paçaları sı vamak.
Çek arabanı: ‘Yıkıl, git, defol.” anlamında hakaret sözü.
Çekeceği olmak (birinden, bir şeyden) : Karşılaşacağı kötü durumlar olmak.
Çekidüzen vermek (üstüne başına, bir yere) : Dağınık bir yeri, üstü nü başını düzgün duruma getirmek, düzeltmek.
Çekip çevirmek (bir yeri) (birini) : -1 .Bir yeri, kuruluşu düzene koy mak, iyi biçimde yönetmek. -2. Birini tutumlu, düzgün yaşayabilir du ruma getirmek.
Çekip gitmek : Uzaklaşmak, sıvışmak, kaybolmak.
Çekirdekten yetişme : Bir meslekte küçük yaştan itibaren görgü ve deneyimini arttırarak ustalaşan kimse için kullanılır.
Çek (çekiver) kuyruğunu: “Artık ondan hiçbir şey bekleme!”
Çelişkiye düşmek : Sözleri ya da davranışları; sözleri ile davranışları birbirini tutmamak, birbiriyle çelişmek; tenakuza düşmek.
Çelme atmak (takmak) (birine) (bir işe) : -1. Çelme ile onu düşür meye çalışmak. -2. İşin başarı ile sonuçlanmasını engellemek.
Çene çalmak : Oradan buradan konuşmak, gevezelik etmek.
Çenen tutulsun : “Konuşamaz ot” anlamına İlenme sözü.
Çenesi açılmak : Durmaksızın konuşmak, gevezelik etmek.
Çenesi durmamak (düşmek) : Durmadan konuşmak, gevezelik et mek.
Çenesi düşük : Sürekti ve dayanılmayacak kadar çok konuşan, geve ze kimse için söylenir.
Çenesi kuvvetli: Kolay ve etkili konuşan kimse için kullanılır.
Çenesini açtırmak: Konuşması için uygun ortam hazırlamak, fırsat vermek.
Çenesini (bıçak) açmamak : Herhangi bir nedenle, hiç konuşmamak.
Çenesini kapamak (kesmek) : -1. Artık konuşturmamak. -2. Susmak.
Çenesini tutmak : Konuşmamak, sır saklamak; ağzını tutmak*
Çene yarıştırmak : Gevezelik etmek.
Çeneye tutmak (birini) : Aralıksız konuşarak ve konuşturarak onu oyalamak.
Çene yormak : Boşuna konuşmak.
Çetin ceviz: -1. Yola getirilmesi, kendisine bir durum ya da düşünce nin benimsetilmesi zor olan kimse için söylenir. -’2. Başarılması ol dukça güç olan iş için söylenir.
Çevir kazı yanmasın : Kırdığı potun farkına varınca sözünü çevirmeye kalkışanlara alay ya da şaka yollu söylenir.
Çevre yapmak : Girişkeniigiyle pekçpk dost edinmek; muhit yapmak.
Çıban başı: -1. Kurcalanırsa sonucu kötüye varma olasılığı bulunan sorun. -2. Varlığı, düşünceleri, eylemleri sûrun yaratan kimse.
Çrfrt çarşısı (gibi): Çok karışık yer için söylenir.
Çığır açmak : Bir alanda eski görüş, anlayış, biçim ya da yöntem yeri ne yenisini getirmek, başlatmak.
Çığırından çıkmak: -1. Doğru yoldan ayrılmak. -2. Düzeltilmesi güç bir duruma girmek.
Çığlık atmak (koparmak) (çığlığı basmak) : Kulakları tırmalayacak korkunç sesler çıkararak acı acı bağırmak.
Çığlık çığlığa : Çığılık ata ata, bağırıp çağırarak.
Çıkar yol: İnsanı güç durumlardan kurtaran davranış, başarıya ulaştı ran seçenek, çare; çözüm yolu.
Çıkış yapmak: Bir tartışmada, karşıt görüşte olanları susturmak ama cıyla sert davranışta bulunmak.
Çıkmaza girmek: Bir iş içinden çıkılamayacak bir duruma gelmek, (Kars. Batağa saplanmak.)
Çıkmaz ayın son çarşambası: “Bilinmeyen ve bilinmeyecek olan bir zamanda, hiçbir zaman.’ anlamında şaka yollu söylenir.
Çıldırmak işten (bile) değil: “Söz konusu ters, aykırı bir durum karşı sında insan delirebilir.” anlamında söylenir.
Çıngar çıkarmak : Gürültü ve kavgaya yol açmak.
Çırasını yakmak: Olumsuz ilişkisi ya da kötü davranışı yüzünden biri’ ni büyük bir zarar uğratmak.
Çıt çıkarmamak: En küçük bir ses bile çıkarmamak.
Çıt çıkmamak : En hafif bir ses bile çıkmamak.
Çıtı çıkmamak : Sessiz durmak, uslu oturmak, yaramazlık etmemek.
Çiçeği burnunda (çiçeği burnunda, çamuru karnında) : -1. Taze, he nüz çıkmış şey için söylenir. -2. Yeni oluşmuş, yeni yapılmış, şey için söylenir. -3. Bir konuda yeni olan kimse için söylenir.
Çiçek gibi olmak: Temizlenip paklanmak, göze hoş görünen duruma gelmek.
Çift çubuk : Tarım yapabilmek için gerekli üretim araç ve gereçleri.
Çift dikiş : Aynı sınıfta iki yıl okuyan öğrenci.
Çifte kumrular: Birbirlerinden hiç ayrılmayan, birbirlerini çok seven kimseler. (Kars. Ahbap çavuşlar, iki ahbap çavuşlar.)
Çiğ çiğ yemek<(birinî): Öldürecek derecede Öfkelenmek.
Çiğlik etmek : Uygunsuz, yersiz davranışta bulunmak.
Çiğneyip geçmek : Gereken ilgi ve saygıyı göstermemek.
Çiğ yemedim ki karnım ağrısın : “Suç işlemedim, neden korkayım?” anlamında.
Çile çekmek : Sıkıntı içinde bulunmak, sıkıntı çekmek.
Çileden çıkarmak (birini): Birini densiz söz ve davranışlarıyla çok kız dırmak. (Kars. İfrit etmek.)
Çileden çıkmak: Sabır ve dayanma gücünü yitirip taşkınlık göster mek; kendini kaybetmek. (Kars. İfrit olmak.)
Çile doldurmak (çıkarmak): Sürekli sıkıntı ve eziyet içinde bulunma nın sona ermesini beklemek.
Çilingir sofrası: Hafif mezelerle donatılmış içki sofrası.
Çil yavrusu gibi dağılmak: Kotu bir durum karşısında, perişanca her biri bir yana dağılmak; kaçışmak.
Çimdik atmak (basmak) (birine): Onu çimdiMemek.
Çirkefe bulaşmak: Kötü sonuçlar doğurabilecek bir işe ya da şirret bi rine sataşmak.
Çirkefe taş atmak (çirkefi üzerine sıçratmak); Kötülüğü dokunabile cek birinin saldırısına yol açacak bir davranışta bulunmak, söz söyle mek.
Çivi gibi: -1. Sağlam yapılı, çevik (insan). -2. (Su için) Çok soğuk.
Çivi kesmek : Çok üşümek.
Çizmeden yukarı çıkmak : Olanaklarının elvermeyeceği bir işe karış mak, aşın gitmek
Çocuk işi: Kolay ya da önemsiz iş.
Çocuk oyuncağı :-1. Pek Önemli sayılmayan. -2. Kolay yapılabilecek iş için kullanılır.
Çoğu gitti azı kaldı (keli gitti, dazı kaldı): “Ele alınmış olan işin bü yük bölümü, en zor, en önemli yanı tamamlandı, geriye önemsiz bir bölümü kaldı.” anlamında.
Çok bilmiş: -1. Zeki, akıllı (kimse). -2. Sinsi, kurnaz, çıkarını gözeten (kimse).
Çok gelmek: -1. Gereğinden fazla olmak. -2. Katlanılmaz, çekilmez ol mak.
Çok görmek (bir şeyi birine): -1. Bir şeyi bir kimseden esirgemek, o şeyi ona değer bulmamak. -2. Birinin bir davranışını yadırgamak.
Çok olmak : Davranışları sınmnı aşarak dayanılmaz, çekilmez duruma gelmek, usandırmak.
Çoluk çocuk: -1. Bir kimsenin çocukları. -2. Bir kimsenin ailesi; eşi ve çocuklan. -3. Yaşça küçük ve deneyimsiz kimseler için alay yolu söy lenir.
Çorap örmek: bk. Başına çorap örmek.
Çorap söküğü gibi gitmek (gelmek): Bir kez başlayınca arkası çok kolay, kendiliğinden gelmek.
Çorbada tuzu bulunmak: Yapılan işte ya da bir hizmette küçük de ol sa bir katkısı katkısı olmak, ona emeği geçmek.
Çöp atlamamak: Çok titiz ve dikkatli olmak, gözünden hiçbir şey kaç mamak.
Çöpe dönmek : Çok zayıflamak; çok güçsüz olmak.
Çöp gibi (çöpten çelebi}: Çok zayıf, güçsüz (kimse).
Çöpsüz üzüm : -1. Sorun çıkaracak pürüzleri olmayan, kârlı İş. -2. Bak mak zorunda olduğu çok yakın akrabası olmayan eş.
Çubuğunu tüttürmek: Sorunsuz ve sıkıntısız bir hayat sürmek.
Çukurunu kazmak: Birinin felaketine yol açacak girişimlerde bulun mak. (Kars. Tuzak kurmak.)
Çulu düzeltmek (düzmek): -1. Giyimini yenilemek. -2. Paraca iyi du ruma gelmek.
Çürük tahtaya basmak: İncelemeden, önlem almadan tehlikeli bir işe girişmek; aldatılmak.