Ç Harfi İle Başlayan Deyimler ve Deyimlerin Anlamları Hakkında Bilgi

  • PDF
Çakılıp kalmak: Bulunduğu yerde uzun süre kımıldamadan The reverse of this, in which nude women interact with clothed men, is called Clothed male, naked female . The first explicit pegging scene is believed to have been in the 1975 pornographic film The Opening of Misty Beethoven. The concept of buy cialis online lesbian, to differentiate women with a shared sexual orientation, is a 20th-century construct. Other objects such as ball point pens and thermometers are sometimes used, although this practice can lead to injury and/or infection. Likewise, Fox Broadcasting Company has also dedicated an entire evening programming block to adult animation programs, known as Animation Domination. This fetish sometimes originates from childhood memories of needing, or of seeing another needing, to urinate. Mammary intercourse is a sex act, performed as foreplay or as non-penetrative sex, that involves the stimulation of the male penis by the female breasts and vice versa. The existence of such content in commercially available pornography is widely considered an urban legend. Rainbow party A rainbow party is an urban legend spread from the early 2000s. Ass to mouth pornography shows the transfer of a performer penis from a second performer anus to that same second performer mouth in a single shot. Lolicon and its contribution to the controversy regarding the regulation of pornography of depicting minors that dont exist has been a major issue for free speech in and outside of Japan. Cuckold fetish pornography that involves a cuckolded husband. Shibari is a Japanese word that literally means to tie or to bind. It like associating every Christian with the zealots who cause religious wars. For circumcised males, on whom the glans is mostly or completely uncovered, this technique creates more direct contact between the hand and the glans. Participants who exert sexual control over their partners are known as dominants or tops while participants who take the passive, receiving, or obedient role are known as submissives or bottoms. Fisher said that perhaps, the fleshy, rounded buttocks attracted males during rear-entry intercourse. kalmak, hareketsiz durmak.
Çalımına getirmek: Tasarlanan bir İş için uygun zamanı ya da duru mu bulmak.
Çalımından geçilmemek : Kurumundan, büyülenmesinden yanına yaklaşılmaz olmak.
Çalım satmak: Yapay davranışlarla büyüklük taslamak. (Kars. Hava atmak.)
Çalıp çırpmak : Az çok demeden, eline ne geçerse çalmak.
Çalmadan oynamak : Çok neşeli, keyifli bir dyrumda olmak.
Çam devirmek : -1. Karşısındakini gücendirecek söz söylemek. -2. Bil gisizliğini ele verecek sözler söylemek. (Kars. Pot kırmak, gaf yap mak.)
Çamur atmak (sıçratmak) (birine) : Birini kötü bir işe bulaşmış göste rip lekelemeye çalışmak, İftira etmek. (Kars. Kara çalmak, leke sür mek.)
Çamura yatmak: Borcunu ödememek, verdiği sözü yerine getirme mek.
Çam yarması gibi: İhyan, iri gövdeli kimse için kullanılır.
Çanak tutmak (açmak) (bir şeye) : Davranışlarıyla ya da sözleriyle kendisine kötü bir söz söylenmesine, kötü davranışlarda bulunulması na yol açmak. ‘
Çanak yalamak : Dalkavukluk etmek, yaltaklanmak.
Çanak yalayıcı: Yaltaklanan kimse, dalkavuk.
Çan çan etmek (Ötmek) : Durmadan yüksek sesle gevezelik etmek.
Çanına ot tıkamak : Birini sesini çıkaramayacak, zarar veremeyecek bîr duruma getirmek.
Çantada (torbada) keklik : Elde edilmiş sayılan, elde edileceğine ke sin gözüyle bakılan (şey).
Çapraza getirmek (birini) : Onu tuzağa düşürmek.
Çapraza sarmak : İçinden çıkılması güç duruma gelmek. (Kars. Çar şafa dolanmak.)
Çaptan düşmek : -1. Çalışma düzenini bozmuş olmak. -2. Değerin den bir şeyler yitirmek.
Çarçur etmek (bir şeyi) : Elindeki parayı vb’yi gereksiz yerlere harca yıp tüketmek.
Çarçur olmak : Yararsız yere harcanıp ziyan olmak.
Çaresine bakmak : Bir işin, sorunun çözüm yolunu bulmak.
Çarığı ters giydirmek (birine) : bk. Pabucu ters giydirmek.
Çarıklı erkânıharp : Okuması yazması olmadığı halde kurnaz ya da uyanık davranan kimseler için şaka yollu kullandır.
Çark etmek: Verdiği sözden ya da yapacağı İşten dönmek. (Kars. Yüz geri etmek.)
Çarpık çurpuk : Çok çarpık; eğri büğrü. (Kars. Eciş bücüş.)
Çarşafa dolanmak : İçinden çıkılmaz duruma gelmek. (Kars. Çapraza sarmak.)
Çarşambadır çarşamba (demek): Bir konuda gereksiz yere inat (et mek).
Çatal kazık : -1. Bir konuda değişik tutumları yüzünden işin yürümesi ni engelleyen yetkili kimseler. -2. Çok karışık durum.
Çatık yüz (çehre, surat) : Öfkeli yüz.
Çatır çatır çatlamak : Çok kıskanmak.
Çat kapı: Beklenmedik bir anda.
Çatlak ses : Uyumu bozan, istenmeyen söz ya da davranış.
Çatlasa da patlasa da ; “Her türlü çareye başvursa da, ne kadar karşı çıkarsa çıksın.” anlamında.
Çat pat: -1. Her yerde hazır ve nazır bulunan. -2. Biraz, yarım yama lak.
Çaydan (denizden) geçip darede boğulmak : Bir işin yapılması sıra sında büyük engelleri aşıp tam sonuca ulaşılacağı anda önemsiz bir-neden yüzünden başarısız olmak.
Çayı görmeden paçaları sıvamak : bk. Dereyi görmeden paçaları sı vamak.
Çek arabanı: ‘Yıkıl, git, defol.” anlamında hakaret sözü.
Çekeceği olmak (birinden, bir şeyden) : Karşılaşacağı kötü durumlar olmak.
Çekidüzen vermek (üstüne başına, bir yere) : Dağınık bir yeri, üstü nü başını düzgün duruma getirmek, düzeltmek.
Çekip çevirmek (bir yeri) (birini) : -1 .Bir yeri, kuruluşu düzene koy mak, iyi biçimde yönetmek. -2. Birini tutumlu, düzgün yaşayabilir du ruma getirmek.
Çekip gitmek : Uzaklaşmak, sıvışmak, kaybolmak.
Çekirdekten yetişme : Bir meslekte küçük yaştan itibaren görgü ve deneyimini arttırarak ustalaşan kimse için kullanılır.
Çek (çekiver) kuyruğunu: “Artık ondan hiçbir şey bekleme!”
Çelişkiye düşmek : Sözleri ya da davranışları; sözleri ile davranışları birbirini tutmamak, birbiriyle çelişmek; tenakuza düşmek.
Çelme atmak (takmak) (birine) (bir işe) : -1. Çelme ile onu düşür meye çalışmak. -2. İşin başarı ile sonuçlanmasını engellemek.
Çene çalmak : Oradan buradan konuşmak, gevezelik etmek.
Çenen tutulsun : “Konuşamaz ot” anlamına İlenme sözü.
Çenesi açılmak : Durmaksızın konuşmak, gevezelik etmek.
Çenesi durmamak (düşmek) : Durmadan konuşmak, gevezelik et mek.
Çenesi düşük : Sürekti ve dayanılmayacak kadar çok konuşan, geve ze kimse için söylenir.
Çenesi kuvvetli: Kolay ve etkili konuşan kimse için kullanılır.
Çenesini açtırmak: Konuşması için uygun ortam hazırlamak, fırsat vermek.
Çenesini (bıçak) açmamak : Herhangi bir nedenle, hiç konuşmamak.
Çenesini kapamak (kesmek) : -1. Artık konuşturmamak. -2. Susmak.
Çenesini tutmak : Konuşmamak, sır saklamak; ağzını tutmak*
Çene yarıştırmak : Gevezelik etmek.
Çeneye tutmak (birini) : Aralıksız konuşarak ve konuşturarak onu oyalamak.
Çene yormak : Boşuna konuşmak.
Çetin ceviz: -1. Yola getirilmesi, kendisine bir durum ya da düşünce nin benimsetilmesi zor olan kimse için söylenir. -’2. Başarılması ol dukça güç olan iş için söylenir.
Çevir kazı yanmasın : Kırdığı potun farkına varınca sözünü çevirmeye kalkışanlara alay ya da şaka yollu söylenir.
Çevre yapmak : Girişkeniigiyle pekçpk dost edinmek; muhit yapmak.
Çıban başı: -1. Kurcalanırsa sonucu kötüye varma olasılığı bulunan sorun. -2. Varlığı, düşünceleri, eylemleri sûrun yaratan kimse.
Çrfrt çarşısı (gibi): Çok karışık yer için söylenir.
Çığır açmak : Bir alanda eski görüş, anlayış, biçim ya da yöntem yeri ne yenisini getirmek, başlatmak.
Çığırından çıkmak: -1. Doğru yoldan ayrılmak. -2. Düzeltilmesi güç bir duruma girmek.
Çığlık atmak (koparmak) (çığlığı basmak) : Kulakları tırmalayacak korkunç sesler çıkararak acı acı bağırmak.
Çığlık çığlığa : Çığılık ata ata, bağırıp çağırarak.
Çıkar yol: İnsanı güç durumlardan kurtaran davranış, başarıya ulaştı ran seçenek, çare; çözüm yolu.
Çıkış yapmak: Bir tartışmada, karşıt görüşte olanları susturmak ama cıyla sert davranışta bulunmak.
Çıkmaza girmek: Bir iş içinden çıkılamayacak bir duruma gelmek, (Kars. Batağa saplanmak.)
Çıkmaz ayın son çarşambası: “Bilinmeyen ve bilinmeyecek olan bir zamanda, hiçbir zaman.’ anlamında şaka yollu söylenir.
Çıldırmak işten (bile) değil: “Söz konusu ters, aykırı bir durum karşı sında insan delirebilir.” anlamında söylenir.
Çıngar çıkarmak : Gürültü ve kavgaya yol açmak.
Çırasını yakmak: Olumsuz ilişkisi ya da kötü davranışı yüzünden biri’ ni büyük bir zarar uğratmak.
Çıt çıkarmamak: En küçük bir ses bile çıkarmamak.
Çıt çıkmamak : En hafif bir ses bile çıkmamak.
Çıtı çıkmamak : Sessiz durmak, uslu oturmak, yaramazlık etmemek.
Çiçeği burnunda (çiçeği burnunda, çamuru karnında) : -1. Taze, he nüz çıkmış şey için söylenir. -2. Yeni oluşmuş, yeni yapılmış, şey için söylenir. -3. Bir konuda yeni olan kimse için söylenir.
Çiçek gibi olmak: Temizlenip paklanmak, göze hoş görünen duruma gelmek.
Çift çubuk : Tarım yapabilmek için gerekli üretim araç ve gereçleri.
Çift dikiş : Aynı sınıfta iki yıl okuyan öğrenci.
Çifte kumrular: Birbirlerinden hiç ayrılmayan, birbirlerini çok seven kimseler. (Kars. Ahbap çavuşlar, iki ahbap çavuşlar.)
Çiğ çiğ yemek<(birinî): Öldürecek derecede Öfkelenmek.
Çiğlik etmek : Uygunsuz, yersiz davranışta bulunmak.
Çiğneyip geçmek : Gereken ilgi ve saygıyı göstermemek.
Çiğ yemedim ki karnım ağrısın : “Suç işlemedim, neden korkayım?” anlamında.
Çile çekmek : Sıkıntı içinde bulunmak, sıkıntı çekmek.
Çileden çıkarmak (birini): Birini densiz söz ve davranışlarıyla çok kız dırmak. (Kars. İfrit etmek.)
Çileden çıkmak: Sabır ve dayanma gücünü yitirip taşkınlık göster mek; kendini kaybetmek. (Kars. İfrit olmak.)
Çile doldurmak (çıkarmak): Sürekli sıkıntı ve eziyet içinde bulunma nın sona ermesini beklemek.
Çilingir sofrası: Hafif mezelerle donatılmış içki sofrası.
Çil yavrusu gibi dağılmak: Kotu bir durum karşısında, perişanca her biri bir yana dağılmak; kaçışmak.
Çimdik atmak (basmak) (birine): Onu çimdiMemek.
Çirkefe bulaşmak: Kötü sonuçlar doğurabilecek bir işe ya da şirret bi rine sataşmak.
Çirkefe taş atmak (çirkefi üzerine sıçratmak); Kötülüğü dokunabile cek birinin saldırısına yol açacak bir davranışta bulunmak, söz söyle mek.
Çivi gibi: -1. Sağlam yapılı, çevik (insan). -2. (Su için) Çok soğuk.
Çivi kesmek : Çok üşümek.
Çizmeden yukarı çıkmak : Olanaklarının elvermeyeceği bir işe karış mak, aşın gitmek
Çocuk işi: Kolay ya da önemsiz iş.
Çocuk oyuncağı :-1. Pek Önemli sayılmayan. -2. Kolay yapılabilecek iş için kullanılır.
Çoğu gitti azı kaldı (keli gitti, dazı kaldı): “Ele alınmış olan işin bü yük bölümü, en zor, en önemli yanı tamamlandı, geriye önemsiz bir bölümü kaldı.” anlamında.
Çok bilmiş: -1. Zeki, akıllı (kimse). -2. Sinsi, kurnaz, çıkarını gözeten (kimse).
Çok gelmek: -1. Gereğinden fazla olmak. -2. Katlanılmaz, çekilmez ol mak.
Çok görmek (bir şeyi birine): -1. Bir şeyi bir kimseden esirgemek, o şeyi ona değer bulmamak. -2. Birinin bir davranışını yadırgamak.
Çok olmak : Davranışları sınmnı aşarak dayanılmaz, çekilmez duruma gelmek, usandırmak.
Çoluk çocuk: -1. Bir kimsenin çocukları. -2. Bir kimsenin ailesi; eşi ve çocuklan. -3. Yaşça küçük ve deneyimsiz kimseler için alay yolu söy lenir.
Çorap örmek: bk. Başına çorap örmek.
Çorap söküğü gibi gitmek (gelmek): Bir kez başlayınca arkası çok kolay, kendiliğinden gelmek.
Çorbada tuzu bulunmak: Yapılan işte ya da bir hizmette küçük de ol sa bir katkısı katkısı olmak, ona emeği geçmek.
Çöp atlamamak: Çok titiz ve dikkatli olmak, gözünden hiçbir şey kaç mamak.
Çöpe dönmek : Çok zayıflamak; çok güçsüz olmak.
Çöp gibi (çöpten çelebi}: Çok zayıf, güçsüz (kimse).
Çöpsüz üzüm : -1. Sorun çıkaracak pürüzleri olmayan, kârlı İş. -2. Bak mak zorunda olduğu çok yakın akrabası olmayan eş.
Çubuğunu tüttürmek: Sorunsuz ve sıkıntısız bir hayat sürmek.
Çukurunu kazmak: Birinin felaketine yol açacak girişimlerde bulun mak. (Kars. Tuzak kurmak.)
Çulu düzeltmek (düzmek): -1. Giyimini yenilemek. -2. Paraca iyi du ruma gelmek.
Çürük tahtaya basmak: İncelemeden, önlem almadan tehlikeli bir işe girişmek; aldatılmak.