F Harfi İle Başlayan Deyimler ve Deyimlerin Anlamları Hakkında Bilgi

  • PDF
Faka basmak: He talked to them extensively on camera so that both he and the viewer can come to know them before any sex scenes. Targets the male audience, but is much less popular than Yaoi. In the 1970s, the hardcore pornography genre introduced the stereotypical cumshot scene as a central element of the hardcore film, in which the male actor ejaculates in a way ensuring maximum visibility of the act itself. Sex parties may be organized to enable people to engage in casual sexual activity or for swinging couples or people interested in group sex to meet, but any gathering where sexual activity is anticipated can be called a sex party. For other scenes, particularly in established relationships, a safeword may be agreed to signify a warning rather than explicit withdrawal of consent; and a few choose not to use a safeword at all. Even though the performers who perform in these films typically appear on many reality websites within a short span of time, most of these websites claim that each of them is an amateur. One or more of the participants may engage in autoerotic sexual activity, such as masturbation, possibly without physical contact with the other participants. Bisexual pornography is a genre of pornography which most typically depicts one woman and two men who all perform sex acts on each other. Using the term shemale for a transsexual woman often implies that she is working in the sex trade. Since at least 1973, it has also been used to refer to a sexually attractive young woman. When all regions of the face are included, facial cum shots comprise approximately 62% of scenes where external ejaculation occurs. By Japanese law, the genitals of actors and actresses must be censored and up the mid-1990 so was the depiction buy viagra of pubic hair. Men and women may masturbate until they are close to orgasm, stop for a while to reduce excitement, and then resume masturbating. The inside of a smotherbox is often padded to provide support for their neck and prevent their head from moving. Tuzağa düşmek, aldatılmak; tongaya basmak.
Fal açmak (fala bakmak) : Suya bakarak, kitap, iskambil kâğıdı aça rak gelecekten haber vermek.
Falakaya çekmek (yatırmak) (birini): Ayaklarını falakaya bağlayarak tabanlarını kalın bir sopa ile dövmek.
Fareler cirit atmak (oynamak) (bir yerde) : O yerde hiç kimse bulun mamak, o yer bomboş, ıpıssız olmak.
Fark atmak: -1. Fazla sayı yapmak. -2. Benzerlerinden çok farklı ot-mak, onları geçmek.
Fark etmez: -1. “Hiçbir önemi, etkisi yoktur.” -2. “Hiçbir değişiklik yap maz.” anlamında.
Fark gözetmek : Ayrım yapmak, birini Ötekinden ayrı, üstün tutmak.
Farkına varmak : -1. Bir şeyin var olduğunu anlamak, sezmek. -2. Ara larında fark bulunduğunu anlamak.
Farkında olmamak (olmak): Ne olup bittiğini anlamamak (anlamak).
Fark yapmak : Oyunlarda yenmek.
Fasit daire : bk. Kısır döngü.
Fasulye gibi kendini nimetten saymak : Kendine aşırı bir değer ver mek.
Fatiha okumak (bir şeye, ruhuna) : O şeyden umudunu kesmek.
Fazla gelmek : Gereğinden, alışılmıştan fazla olmak.
Fazia kaçırmak : -1. Her zamankinden fazla yemek, İçmek. -2. Bir şe yi normalinden fazla yapmak.
Fazia olmak : Başkalarını rahatsız edecek davranışlarda bulunmak.
Felce uğramak : İşlemez, yürümez, çalışmaz duruma gelmek.
Feleğin çemberinden geçmiş : Başından pekçok iyi kötü olay geçmiş olan (kimse). (Kars. Görmüş geçirmiş.)
Feleğini şaşırmak: Ne yapacağını bilemez duruma gelmek.
Feleğin sillesini yemek: Büyük bir yıkıma uğramak.
Felekten bir gün çalmak: Neşeli, eğlenceli bir gün geçirmek.
Fellik fellik (fellek fellek) aramak (birini, bir şeyi): Onu her yerde te laşla, heyecanla aramak.
Felsefe yapmak: Bir olayın nedenleri ve sonuçları hakkında değişik görüşler ileri sürmek.
Fena olmak : -1. Bozulmak. -2. Çok üzülmek. -3. Hasta gibi olmak.
Fenasına gitmek : Üzülmek, sinirlenmek, üzerinde kötü bir etki bırak mak.
Fenaya çekmek (bir şeyi) : O şeye kötü bir anlam vermek.
Fena yapmak (birini) : Onu kötü bir duruma düşürmek.
Fener alayı: -1. Şenlik gecelerinde bir topluluğun ellerinde fenerler ya da meşalelerle kenti dolaşarak yaptıkları gösteri. -2. Bu gösteriyi ya pan topluluk.
Feneri nerede söndürdün? : “Nerede kaldın? Çok geciktin” anlamın da şaka yollu söylenir.
Ferah tutmak (gönlünü, içini, kalbini) : Sevinçli olmak, tasalanma mak, sıkılmamak.
Ferman çıkmak : Yetkili bir kimse tarafından bir işin yapılması konu sunda buyruk verilmek.
Ferman dinlememek : Hiçbir kural, yasa, buyruk tanımamak.
Feryadı basmak : Tehlikeli, korku verici bir durumla karşılaşınca bağı rıp çağırmaya başlamak.
Fesat karıştırmak (çıkarmak, kaynatmak) : İnsanların arasını boza cak işler yapmak.
Fırsat düşmek (çıkmak) ; Uygun bir ortam ortaya çıkmak.
Fırsatı ganimet bilmek: Önüne çıkan fırsatlardan hemen yararlan mak.
Fırsatı kaçırmak: Yarar sağlayacağı uygun durum ve zamanı değer-. lendirememek.
Fırsatını düşürmek : Uygun, kolay bir yol bulmak.
Fırsat kollamak : Bir iş için elverişli zaman ve durumu kollamak.
Ftrsat vermek (tanımak) (bir şeye, birine) : Bir işi gerçekleştirmek İçin uygun durum hazırlamak; zaman vermek.
Fısıltı gazetesi: Toplumu ilgilendiren bir olayın dedikodu biçiminde kulaktan kulağa yayılması.
Frtık etmek (birini) : Onu çok kızdırmak ; sinirlendirmek.
Fıtık olmak (birine) : Ona çok kızmak, sinir olmak
Fikir almak (birinden, bir şeyden): -1. Bir konuda yetkili bir kimse den bilgi almak, o kişinin düşüncesini sormak. -2. O konuda bilgi sa hibi olmak.
Fikir vermek (birine) (bir şey) : -I.Bir konuda yol gösterici nitelikteki düşüncesini bildirmek. -2. İnsanı bir düşünceye, inanca ulaştırmak.
Fikir yürütmek : Herhangi bir konuda kendi düşüncesini söylemek.
Filan feşmekan (filan falan) : Adının belirtilmesine gerek olmayan kimse ya da şeylerin yerine kullanılır.
Filinta gibi: Genç, ince uzun boylu, çevik, yakışıklı (kimse).
Fincancı katırlarını ürkütmek: Zarar verebilecek bir kimseyi kızdıracak bir davranışta bulunmak.
Fink atmak : Keyfince, gönlünce gezip dolaşmak.
Fire vermek : -1. Miktarı azalmak. -2. Kötü durumu görülmek.
Fi tarihinde : Çok eski bir zamanda.
Fitil etmek (birini) : Onu çok kızdırmak.
Fitil gibi olmak : Çok sarhoş olmak.
Fitili almak : Birdenbire öfkelenmek.
Fitil olmak (birine) : Ona çok kızmak; öfkelenmek.
Fitil vermek (Birine): Onu kızdırmak, kışkırtmak.
Fitne fücur: Çok fitneci, kışkırtıcı, arabozucu (kimse).
Fitne sokmak: Asılsız söz ve haberlerle, insanların arasında geçimsiz lik yaratmak.
Fit olmak : -1. Birinin bir davranışına denk düşen bir davranışta bulu narak ödeşmek. -2. Razı olmak, uygun bulmak.
Fit sokmak (vermek) : Birini bir başkasına karşı kışkırtmak, aralarını açmak.
Fiyaka satmak : Gösteriş yapmak; çalım satmak.
Fiyat biçmek: Fiyatını belirlemek; değer biçmek.
Fiyatı (fiyatları) dondurmak : Bir malın, hizmetin fiyatının yükselmesi ni önleyici önlemler almak.
Fiyat kırmak : Rekabet vb amaçlarla bir malın fiyatını indirmek.
Fiyat vermek : Bir malın, hizmetin para olarak karşılığını bildirmek.
Fol yok yumurta yok : “Ortada konuyla ilgili belli bir neden yok.” anla mında.
Fos çıkmak: -1. (Birinin) Bir işe yaramadığı anlaşılmak. -2. Bir iş, bek lenen sonucu vermemek.
Foyası meydana çıkmak: Bir kimsenin kötü bir yönü bir vesileyle bir süre sonra anlaşılmak.