O Harfi İle Başlayan Deyimler ve Deyimlerin Anlamları Hakkında Bilgi

  • PDF
O bu : Herkes, öteki beriki (Kars. El Even though the performers who perform in these films typically appear on many reality websites within a short span of time, most of these websites claim that each of them is an amateur. As of 2013, little analysis of this paraphilia has been reported in medical literature. Kinbaku means tight binding Kinbaku-bi which literally means the beauty of tight binding. Advocates of RACK argue that SSC can hamper discussion of risk because no activity is truly safe, and that discussion of even low-risk possibilities is necessary for truly informed consent. Hamedori is a genre of Japanese pornography in which a male adult video actor or director serves as the camera operator. There may be more than two participants; both group sex and gang banging can be included. BDSM is a variety of erotic practices involving dominance and submission, role-playing, restraint, and other interpersonal dynamics. Examples of heterosexual pornographic film series featuring creampies include Cream Filled Teens and Internal Cumbustion. The arousal from being desperate comes from the sensation of having a full bladder. Celebrity sex tapes are amateur or professionally-made recordings of sex acts, as performed by a celebrity and their partner. Mammary intercourse is a sex act, performed as foreplay or as non-penetrative sex, that involves the stimulation of the male penis by the female breasts and vice versa. Voyeurism: Seeing another urinate without the person knowledge either through video taping by a hidden camera, viagra 100mg or by lurking in locations where people are urinating or are likely to have an urge to urinate. Reflective of its views on sexuality and culture, Japanese pornography delves into a wide spectrum of heterosexual, homosexual, and transgender sexual acts in addition to unique fetishes and philias. These agreements are binding in the sense that the parties have the expectation that the negotiated rules will be followed. Pornography may be presented in a variety of media, including books, magazines, postcards, photographs, sculpture, drawing, painting, animation, sound recording, film, video, and video games. İtern.)
Ocağına düşmek : Bir kimseye korunması için sığınmak ya da ondan
yardım istemek.
Ocağına incir dikmek, (ocağına darı akmak, ocağını söndürmek): Bir insana büyük kötülüklerde bulunmak, evini barkını, soluğunu ço cuğunu yok etmek, darmadağın etmek.
Ocağını söndürmek : Evinin, ailesinin dağılmasına yol açmak.
Odsuz ocaksız: Çok yoksul, aç ve barın aksız.
Oflayıp puflamak : Herhangi bir şey ya da kimseden ötürü büyük sı kıntı duymak.
O gün bugün: Söz konusu durumun olduğu günden bu yana.
Oh canıma değsin :Birinin başına gelen kötü bir olaydan duyulan se vinci anlatır.
Oh çekmek : Bir başkasının düştüğü kötü bir duruma sevinmek.
Oh demek: Sonunda rahata kavuşmak, rahat bir duruma geçmek.
Oh olsun : Söz dinleyemeyerek,, yanlış işler yaparak kötü duruma dü şenlere “Çok iyi olmuş.” anlamında söylenir.
Okkalı kahve : Bol kahve ile yapılan ve büyük fincana konulup sunu lan kahve.
Okkalı küfür : Ağır küfür.
Okkanın altına gitmek: Doğrudan sorumlu olmadığı bir işte güç duru ma düşmek, kusurlu sayılmak, zarar görmek.
Okuyup üflemek: Bir hastalığı, belayı ortadan kaldırmak için birtakım dualar okuduktan sonra, üfleyerek ruhlara yollamak. (Kars. Nefes et mek.)
Ok yaydan çıkmak: Belli bir noktadan sonra olayları oluruna bırak mak; geri dönülmeyecek İşler yapmak, çok sinirlenmek.
Olacak gibi değil: “Olacağı benzemiyor, olamaz, olmuyor.’ anlamın da.
Ola ki: Belki, olabilir, bir ihtimal; muhtemelen .
Olan biten (olup biten) : -1 Meydana gelen olaylar. -2. Elde ol anın hepsi, tümü:
Olan oldu : “İş işten geçti, artık yapacak bir şey yok,” anlamında.
Olay çıkarmak : Hoş olmayan bir duruma neden olmak; hadise çıkar mak, kavga çıkarmak.
Oldu olacak : “Artık çekinecek, sakınacak bir durum kalmadı.’ anlamın da.
Oldu olacak kırıldı nacak: “Her şey olup biti, is işten geçti.’ anlamın da.
Oldu olanlar: “İstenmeyen birtakım olaylar oldu, durumlarla karşılaşıl dı.” anlamında.
Olmayacak duaya amin demek: Gerçekleşmesi mümkün olmayan girişimleri uygun görmek.
Olmaz olsun : “Keşke olmasaydı, doğmasaydi.” anlamında ilenme sö zü.
Olsa olsa (olsun olsun): Son olasılık olarak, nihayet, aşağı yukarı.
Olupbittiye getirmek: bk. Oldubittiye getirmek.
Olup olacağı: -1. En son olabileceği. -2.Hepsi, tümü.
Olur olmaz: -1. Doğru mu yanlış mı, iyi mi kötü mü olduğuna bakı I ma dan “yapılan şey, söylenen (söz). -2. Sıradan, rasgele (kimse).
Olur şey (iş) değil: Olabileceği akıldan geçirilmeyen, olması olanak sız olan şeyler için kullanılır.
Oluruna bırakmak (bir şeyi): Bir olayın ya da bir durumun kendi ko şullarında oluşmasını beklemek, yapılabildiği kadarıyla yetinmek.
Omuz silkmek: İlgi göstermemek, önem vermemek
Omuz vermek (birine) : Ona destek olmak, yardım etmek.
Ona göre hava hoş : “Nasıl olursa olsun onun için fark etmez.’ anla mında.
On ikiden vurmak : -1. Büyük bir başarı elde etmek. -2. Umulmadık bir mutluluğa, gönence kavuşmak.
On paralık etmek (birini): Onu sözle ya da davranışlarla küçük dü şürmek; beş paralık etmek.
On paralık olmak : Küçük düşmek; beş paralık olmak.
On parmağım yakasında : “Bu işin ya da kimsenin peşini hiç bırak mayacağım” anlamında.
On parmağında on hüner (marifet) : Çok becerikli ve işbilir (kimse).
On parmağında on kara : Herkese iftira atan, her olaya olumsuz açı dan bakan kimse için söylenir.
Onu benim külahıma anlat : anlatyor.” anlamında.
Onur kırıcı: Kişinin toplumca benimsenen sa/gıniiğını hiça indiren {söz, davranış).
Onuruna dokunmak :Bir söz ya da davranış gururunu incitmek, izzetinefsine dokunmak.
Onuruna yedirememek (bir şeyi): -1. Onur kıran, küçültücü nitelikte olan işleri yapmamak-2. Başkalarının küçültücü, onur kına davranış larına karşı tepkide bulunmak; kendine yedirememek, nefsine yedire memek; izzetinefsine yedirememek.
Oralı (oralarda) olmamak: Yaptığı kötü işlerden dolayı bir üzüntü duy mak, olumsuz durumlara hiç aldırmamak, önemsememek.
Orman kanunu: İşleri, sorunlar zorbalıkla çözme yöntemi, yasadışı ka ba güç:
Orman kibarı: İnsan için “ayı” anlamında alay yollu söylenir.
Ortada bırakmak (birini): Onu güç bir durumdayken terk etmek; meydanda bırakmak.
Ortada fot yok yumurta yok: “Konu ile ilgili hiçbir belirti yokken var mış gibi bir havaya giriliyor.” anlamında.
Ortada kalmak:-1. Bir şey söz konusu olduğunda kimse üzerine alma mak. -2. Yatıp kalkacağı, barınacağı yeri olmamak; meydanda kal mak. -3- iki kişinin ya da şeyin arasında kalmak, karar verememek.
Ortadan kaldırmak (bir şeyi) (birini): -1. Onu saklamak gizlemek.
-2. Onu yok etmek öldürmek; meydandan kaktırmak.
Ortadan kalkmak: -1. Yok olmak, bulunmaz olmak; meydandan
kalkmak. -2. Öldürülmek.
Ortadan kaybolmak : Birdenbire yok olmak, kimseye duyurmadan çı kıp gitmek, nerede olduğu bilinmemek.
Ortadan konuşmak (söylemek): Belli bir kişiyi ya da şeyi hedef al madan, birtakım iddialar da ya da suçlamalarda bulunmak
Orta direk : -1. Dar gelirli insanların oluşturduğu topluluk. -2. Bu toplu luktan kimse. (Kars. Dar gelirli.)
Orta halli: Ne çok İyi, ne de çok kötü; ne zengin, ne yoksul.
Ortalığa düşmek : bk Ortaya düşmek.
Ortalığı (bir şey) almak: Çevreyi (o şey) kaplamak.
Ortalığı birbirine katmak : Herkesi birbirine düşürmek,-huzursuzluğa yol açmak.
Ortalığı curcunaya vermek : Ortalığı, bir yeri karmakanştk, gürültülü duruma getirmek.
Ortalığı (bok) götürmek : Çevreyi (bok, pislik} kaplamak
Ortalığı telaşa (gürültüye) vermek : Söz ve davranışlarıyla çevresin dekileri heyecanlandırmak, paniğe sürükleme
Ortalığı tutmak (bir şey): 0 şey yayılmak herkesçe konuşulmak
Ortalık sütliman (olmak): bk Sütliman olmak.
Ortalık malı: -1. Herkesin yararlandığı, kullandığı şey. -2. Her isteyenin
cinsel ilişkide bulunabileceği kadın.
Ortasını bulmak: Uzlaştırmak, ılımlı bir yol bulmak Orta şekerli: Ne iyi, ne de kötü.
Ortaya atılmak: -1. Kendini göstermek. -2. Bir sav, düşünce ileri sürül mek, söylenmek.
Ortaya atmak (bir şeyi) : Bir düşünceyi herkesin bilgi ve tartışmasına sunmak; meydana atmak.
Ortaya çıkarmak (bir şayi) : Onun kesinliğini, varlığını kanıtlarıyla göstermek; meydana çıkarmak.
Ortaya çıkmak: -1. Belli olmak. -2. Kim olduğunu göstermek; meyda na çıkmak.
Ortaya dökmek (bir şeyi): -1. Ne var ne yok meydana çıkarmak, her kese göstermek. -2. Onu açıklamak, herkesçe bilinir duruma getir mek; meydana dökmek. 
Ortaya (ortalığa) düşmek: (Kadın) Orta malı olmak, herkesle cinsel ilişki kurmaya başlamak.
Ortaya koymak (bir şey) (bir şeyi) (kendini): -1. Olan biten her şe yi göstermek. -2. Onu yapmak, yaratmak -3. Tüm maddi varlığını gözler önüne sermek; meydana koymak.
Osuruğu cinli: Otur olmaz şeylere çabucak sinirlenen (kimse).
O takdirde : Bu durum göz önünde bulundurulursa.
O taraflı olmamak: Hiç aldırmamak, ilgisi yokmuş gibi davranmak.
O tarakta bezi olmamak: Söz konusu edilen şeyle, işle ilişiği olma mak, onunla ilgilenmemek
Oturup kalkmak (biriyle) : Onunla birlikte hareket etmek davranışları nı onunkine benzetmek
Ot yoldurmak (birine) : Onu çok zor bir işe koşmak, çok uğraştırmak
Oy birliği: Bölün oyların aynı doğrultuda elması durumu.
O yolda : öyle, sor konusu gidiş ya düşene uygun
O yolun yolcusu: Olumsuz bir düzen içinde bulunan kişinin ilerde dü şebileceği kötü durumları anlatmak için kullanılır
Oyuna gelmek: Aldatılmak, kandınlmak.
Oyuna getirmek (birini): Onu aldatmak, tuzağa düşürmek.
Oyun bozanhk etmek : Birlikte yapılması kararlattın İmiş bir işten cay mak.
Oyuncağı olmak (birinin) : İrade zayıflığı yüzünden birinin buyruğuna,
boyunduruğuna girmek.
Oyuncak etmek (birini): Birini kendi isteği, çıkan uğrunda kullanmak.
Oyun çıkarmak: -1. Sporcular iyi ya da kötü oynamak. -2. Yeni bir oyun bulmak.
Oyun “etmek (oynamak, yapmak) (birine) : Onu kurnazca yöntemler le aldatmak, tuzağa düşürmek. (Kars. İş etmek.)
Oyununu bozmak (birinin): Onun hilesini boşa çıkarmak, önlemek.
Oyunu kurallarına göre oynamak : Bir işi, o İşin kurallarına uyarak gerçekleştirmeye çalışmak.