U Harfi İle Başlayan Deyimler ve Deyimlerin Anlamları Hakkında Bilgi

  • PDF
Ucu It spawned numerous sequels, several of which won adult film awards. Initially, few animation studios in the United States attempted to produce animation for adult audiences, but later examples of animation produced for adults would gain mainstream attention and success. Pornographic films are generally classified into sub-genres which describe the sexual fantasy which the film and actors attempt to create. While most tentacle erotica is animated, there are also a few live-action movies. A variation on this is to place the fingers and thumb on the penis as if playing a flute, and then shuttle them back and forth. Kinbaku means tight binding Kinbaku-bi which literally means the beauty of tight binding. The rise of the Internet in the late 1990s and early 2000s similarly changed the way pornography film was distributed and furthermore complicated the censorship regimes around the world and the legal prosecution of obscenity. In addition to mainstream pornography, the popularity of facials has led to creation of its own niche market, like video series that specialize in showing the act. Often a dominant woman, she may be called a Dom, Domme /dam/, Femdomme, Domina, or Dominatrix, depending on context or personal preference. The term soft crush refers to the more common fetish surrounding videos involving inanimate objects or small invertebrates being crushed, while the term hard crush refers to such videos involving larger animals with vertabrae, and arguably more pain-susceptible animals . Asian people or Asiatic people are people who descend from a portion of Asia population. Twink pornography features younger performers, and usually features young men under 30 who identify as gay or bisexual. Facial cum shots are currently regularly portrayed in pornographic films and videos, often as a way to close a scene. As with most forms of sexual activity, anal sex participants risk contracting sexually transmitted infections . Amateur porn has been called one of the most profitable and long-lasting online pharmacy genres of pornography. bucağı olmamak (bulunmamak, görünmemek): Bir yer, alan so nu yokmuş gibi görünmek, çok geniş olmak.
Ucu (birine) dokunmak: Biri o işten zarar görmek.
Ucunda bir şey olmak: Düşünülen, uygulamaya konan bir işin açık ça belirtilmeyen bir amacı olmak.
Ucunda ölüm yok ya : “Yapılması gereken bu iş ölümle bitmeyecek ya.” anlamında avunma (avutma) sözü.
Ucunu bırakmak (bir şeyin): Artık onunla ilgilenmemek.
Ucu ucuna : Ne fazla, ne eksik. (Kars. Kıtı kıtına.)
Ucuza çıkmak (mal olmak): Az para harcayarak elde etmek
Ucuza getirmek (mal etmek) (bir şeyi): Onu ucuz fiyatla satın al mak.
Ucuz atlatmak (bir şeyi): Tehlikeli ya da güç bir durumdan az bir za rarla sıyrılmak; ucuz kurtulmak.
Ucuz kurtulmak (bir şeyden): bk. Ucuz atlatmak.
Ucuz pahalı: Fiyatın düşük ya da yüksek olmasına bakmadan:
Uçan kuşa borcu (borçlu) olmak : Pekçok kimseye, yerlere borcu ol mak.
Uçan kuştan medet ummak: Güç bir durum nedeniyle, sıkıntısının çö zümü için olmayacak yerierden ve kişilerden yardım beklemek, her çareye başvurmak.
Uçkuruna gevşek (olmak): Cinsel ilişkiye düşkün (olmak).
Uçkuruna sağlam (olmak): Namusuna düşkün, iffetli (olmak).
Uçsuz bucaksız: -1. Sonu yokmuş duygusu verecek kadar geniş, bü yük (alan, yer). -2. Çok fazla, pekçok.
Uç vermek: -1. Bitki filizlenmeye başlamak, ortaya çıkmak. -2. Geliş me, büyüme başlangıcı göstermek. -3. (Çıban) Baş vermek. Ufacık tefecik: Kısa boylu, küçük yapıl), çelimsiz (kimse). Ufak çapta : -1. Aslına göre küçük olan. -2. Küçük miktarda. Ufaktan ufaktan (ufağa): Yavaş yavaş, ağır ağır. Ufak tefek: -1. Küçük boyutlu ve az önemli olan. -2. Kısa ve çelimsiz (kimse).
Ufak tefek gördün da Karamürsel sepelî mî sandın? : “Dıg görünü şüne bakarak beceriksiz ve değersizdir deme, aldanabilirsin anla mında uyan sözü.
Uğur getirmek (bir ş»y birine} : O şey ona iyilik, şans, bereket getir-;
mek.
Uğur(lsr) ola (olsun) : “Esenlikle git, /dun açık olsun.’ anlamında dilek sözü.
Uğurlu kademli olsun : Yeni doğan bir çocuk ya da yeni elde edilen önemli bir mal dolayısıyla söylenen iyi dilek sözü.
Uhdesinde bulunmak (olmak) (bir şey, birinin} : O şey onun sorum luluğu altında olmak.
Uhdesinden gelmek (bir işin) : Bir işi başarmak.
Uhdesine almak (bir şeyi) : Bir işi sorumluluğu altına almak, o işin yapılacağına dair söz vermek.
Ukala dümbeleği: Bilmediği, bilgisi olmadığı halde her konuda fikir yürüten, zevzek (kimse).
Uluorta söz söylemek (konuşmak) : Bir şey hakkında gerekeni bilme den sonunun nasıl olacağını düşünmeden konuşmak.
Uma uma döndük muma : ‘Umduğumuz şeyin olmasını beklemekten bittik, tükendik.” anlamında.
Umuda kapılmak : “Umutlanmak; ümide kapılmak.
Umudunu kesmek : Artık umutlanmamak; ümidini kesmek.
Umudunu kırmak : Bir şey ya da kimse, birinin beklentilerini sonuçsuz bırakmak; güvenini, inananı sarsmak; ümidini kırmak.
Umur görmek: -1. Önemli görevlerde bulunmuş olmak. -2. Çok dene yimli olmak.
Umurumda değil: “İlgilenmiyor, aldırış etmiyorum.” anlamında.
Umut bağlamak: bk. Ümit bağlamak.
Umut dünyası: bk. Ümit dünyası.
Umut ışığı: Umut verici belirti; ümit ışığı.
Umut kapısı: bk. Ümit kapısı.
Umut kesmek (bir şeyden) : Onun artık olmayacağını konusunda içinde bir kanı uyanmak; ümit kesmek.
Umut vermek (birine): -1. Bir şey ya da kimse umulan şeyin olabile ceği konusunda olumlu bir bekleyiş duygusunu uyandırmak. -2. Bir kimseye güven duygusu vermek; simit vermek.
Un ufak etmek (bir şeyi): -1. Onu ?ok ufak parçalar, kırıntılar durumu na getirmek. -2. Onu dağıtmak, ?iarap etmek.
Un ufak ot nak: Çok ufak parçalt duruma gelmek.
Ununu elemiş, eleğini asmış : Geçmişte yapacağını yapmış, yaşı iler lediği için artık yapacağı önemli bir işi kalmamış olan (kimse).
Usanç getirmek: Usanacak duruma gelmek.
Usanç vermek (birine): Onu usanacak duruma getirmek, usandır mak.
Uslu durmak (oturmak): Yaramazlık etmemek.
Ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur: bk. Babamm adı HkJit, elimden gelen budur.
Utancından yere (yerin dibine) geçmek: Çok utanmak.
Ut yeri: Vücuttan cinsel organların bulunduğu yer; mahrem yer, edep
yeri.
Uygun bulmak (bir şeyi, birini başkasına): Birinin başkasına ya da
bir şeyin başka bir şeye uygun olduğu kanısında olmak.
Uygun gelmek (düşmek) (bir şey, birine): -1. Orta yakışmak, yaraş mak. -2. Ona uymak. -3. Elverişli olmak.
Uygun görmek: Yaraşır görmek, elverişli bulmak; onaylamak.
Uygunsuz kadın: Toplumun yasak saydığı yaşama biçimini tercih eden kadın; kötü yola düşmüş kadın.
Uyku basmak (bastırmak) (birini): Birdenbire çok uykusu gelmek
Uyku çekmek: İyice uyumak.
Uyku durak yok (uyku nedir bilmeden): Hiç dinlenme olanağı yok
(bulamadan).
Uyku gözünden akmak: Çok uykusu gelmek ve bu yüzden gözleri ka panmak.
Uykusu açılmak (dağılmak): Biraz önceki uykulu durumu geçmek.
Uykusu başına vurmak: Zamanında uyuyamadığı ya ela iyice uyuya-madiği için çevresine ters davranmak; hırçınlaşmak, huysuzlaşmak.
Uykusu gelmek: Uyuma gereksinimi duymak.
Uykusu kaçmak: -1. Uyuması gerekirken, uykusu gelmişken, herhan gi bir nedenle uyuyamamak. -2. Olumsuz bir durumdan dolayı kaygı lanmak.
Uykusunu almak: Tam istediği gibi uyumuş olmak. •
Uyku tulumu: Çok uyuyan, uykucu kimse için söylenir.
Uyku tutmamak: Bir türlü uyuyamamak.
Uyku vermek (getirmek) (bir şey birine): O şey onda uyuma isteği uyandırmak, o şeyin uyutucu özelliği olmak
Uykuya varmak : -1. Uyumak. -2, Sessizlik, hareketsizlik içine girmek.
Uykuya yatmak: Uyumak İçin yatmak
Uyuz elmek (birini): Onu sinirlendirmek
Uyuz olmak (birine, bir şeye) ; -1. Ona sinirlenmek, -2. Parasız kal mak.
Uzağı görmek: Bir şeyin nasıl gelişeceğini, sonuçlanacağını kestir mek.
Uzaktan merhaba : Çok yakın dostluk ilişkisinin bulunmadığını belirt mek için kullanılır.
Uzaktan uzağa : -1. Çok uzaktan. -2. Az çok ilgili.
Uzaktan yakından : -1. Hiçbir biçimde, kesinlikle. -2. Herhangi bir ba kımdan ilgili.
Uzun boylu (uzun uzadıya) : -1. Ayrıntılara girerek, derinleştirerek, uzatarak -2. Uzun süre.
Uzun etmek: -1. Sözü uzatmak -2.. Sözünde direnmek. -3. Aşın git mek, nazlanmak.
Uzun hikâye : Anlatılması uzun sürecek dan olay.
Uzun sözün (lafın) kısası: “Sözü fazla uzatmayalım, sonuca gelelim, kısacası, özet olarak.” anlamında.
Uzun uzadıya : bk. Uzun boylu.