Ü Harfi İle Başlayan Deyimler ve Deyimlerin Anlamları Hakkında Bilgi

  • PDF
Ücreti (ücretleri) dondurmak: Ücretlerin yükselmesini This buy cialis online category also includes pornographic home movies. But starting with The World Biggest Gangbang , starring Annabel Chong, the pornographic industry began producing a series of films ostensibly setting gangbang records for most consecutive sex acts by one person in a short period. Another variant of reality pornography consists of normal couples that are filmed by professionals, in which case the only obvious distinction from amateur pornography is the higher quality of production, filming and editing. As with most forms of sexual activity, anal sex participants risk contracting sexually transmitted infections . Pornography is generally classified as either softcore or hardcore pornography. It is also often mixed with other fetishes in practice, such as voyeurism, denial, etc. Hugo Ohira, director of marketing for Silvercash, rhetorically asks Who does not like spewing their load on a pretty young face? Bukkake, Gokkun, Omorashi, and tentacle erotica are few uniquely Japanese genres known to western viewers. The first film was released in 1980 starring Kay Parker. Anal sex or anal intercourse is generally the insertion and thrusting of the erect penis into a person anus, or anus and rectum, for sexual pleasure. The higher pay scale and profile within a production often leads to group scenes where a straight actor only tops. A large part of the popularity of these videos is seeing how regular and normal the girls are in real-life. Bareback sex is physical sexual activity, especially sexual penetration, without the use of a condom. Related genres include: Amateur pornography originally referred only to pornography produced by amateurs but now also includes professionally made pornography designed to appear as if it were amateur. Greater economic and social freedom allowed them gradually to be able to determine how they could form relationships and families. Men and women may masturbate until they are close to orgasm, stop for a while to reduce excitement, and then resume masturbating. önleyici ön lem almak
Üç aşağı beş yukarı: Belli bir sayıdan biraz eksik ya da biraz fazla, az bir farkla, yaklaşık olarak; beş aşağı beş yukarı.
Üç buçuk atmak: İstenmeyen bir durum oluşacak’ diye korku içinde kalmak, tedirgin olmak.
Üçe beşe bakmamak: Alışveriş sırasında alıcı ya da saba malın bi raz ucuza ya da pahalıya satılıp alınmasına önem vermemek, çok pazarlık etmemek
Üç günlük ömür: Ömrün kısalığını anlatır.
Üç gün yatak, dördüncü gün toprak: Aa çekmeden, uzun süre has ta yatmadan ölme dileği.
Üçkâğıda gelmek: Dolandırılmak, aldatılmak.
Üçkağıt açmak : Dolandırmak, aldatmak
Ümide düşmek (kapılmak): Bir şeyin gerçekleşeceğine inanmak, umut etmek, umutlanmak; umuda kapılmak.
Ümidini kesmek (ümidi sönmek) : Umudu kalmamak, artık ummaz duruma gelmek; umudunu kesmek.
Ümit (umut) bağlamak (bir şeye) (birine): -1. Onun olacağını um mak -2. İstediği şeyin onun tarafından yapılacağını ummak
Ümit dünyası: Gerçekleşmesi güç olan şeyleri ummanın hoş görül mesi gerektiğini anlatır; umut dünyası.
Ümit ışığı: bk. Umut ışığı.
Ümit kapısı: Umutla bağlanılan durum ya da yer; umut kapısı.
Ümit kesmek (bir şeyden) : bk. Umut kesmek.
Ümit vermek : bk. Umut vermek.
Ümüğüne sarılmak : bk. Emiğine sarılmak.
Ürküntü vermek (birşey birine) : 0 şey onun ürkmesine yol açmak, onu ürkütmek.
Üst baş : Giyimle ilgili eşyalar, giyim kuşam.
Üste çıkmak : -1. Suçlu olduğu halde kendini suçsuz göstermek -2. Kendisinin suçlu olduğunu söyleyenleri suçlamayı başarmak (Kars. Zeytinyağı gibi üste çıkmak.)
Üstesinden gelmek : Üzerine aldığı işi başarıyla tamamlamak; uhde sinden gelmek.
üst perdeden (konuşmak) : Çok yüksek sesi ya da çevresi ndekileri âdeta küçükgorarak (konuşmak).
Uslu başı dökülmek : Giysileri çok eshi va bicimsiz, yırtık pırtık olmak
Üstü kapalı {örtülü) konuşmak: Anlatmak istediğini açık seçik söyle meden, dtnle/erlerin anlayışına bırakmak.
Üstüme iyilik sağlık (üstünüze şifalar): -1. “Allah korusun” anlamın da. -2. Çok şaşkınlık verici durumlar karşısında kullanılır. -3. Kötü bir durumdan söz edilirken konuşanın dinleyene söylediği esenleme sö zü.
Üstün bulmak (görmek) (birini, bir şeyi): Onu başkalarından ya da başka şeylerden değer!! bulmak (görmek).
Üstünde (üzerinde).durmak: Bir işe ya da kimseye önem vermek, onunla yakından ve sürekli ilgilenmek.
Üstünde (üzerinde) kalmak: Bir mal artırma sonucu ya da kimse sa hip çıkmadığı için kendisinde kalmak.
Üstünden (üzerinden) dökülmek :Giysileri üzerine uymamak, bol ve btçimsiz olmak.
Üstünden (üzerinden) (şu kadar) zaman geçmek : Aradan uzunca bir süre geçmek, artık unutuluyor olmak.
Üstüne (üzerine) ağırlık gelmek: Durulmak, ağır başlı olmak.’
Üstüne (üzerine) almak (bir şeyi) : -1. Bir işi yapmayı kabul etmek. -2. Onu ödev edinmek. -3. Olumsuz bir sözün ya da kaba bir davra nışın kendisi İçin söylenmiş ya da yapılmış olduğunu sanarak bun dan tedirginlik duymak.
Üstüne (üzerine) atmak (suçu birinin): Bir suçu, suçsuz olan bir kişi nin işlediğini söylemek, suçu birine yüklemek.
Üstüne (üzerine) basmak: -1. Yerinde bir düşünce ileri sürmek, tah minde bulunmak. -2. İyice belirtmek.
üstüne (üzerine) bir bardak (soğuk) su içmek : Başkasında bulu nan malını, parasını almaktan artık umudunu kesmek, unutmak.
üstüne (üzerine) çekmek: -1. Kapıyı kapatmak. -2, Dikkat, şüphe
vb’nin kendisine yönelmesine yol açmak
Üstüne (üzerine) düşmek : -1. Bir çocuğu ya da kimseyi sevme ve ko rumada aşırı davranmak -2. Bir şeyi elde etmek için çok çaba haıca-mak.
Üstüne (üzerine) geçirmek (bir şeyi) (birini): -1. Bir malın tapusunu kendi adına yazdırmak. -2. Evlat edindiği çocuğu nüfusuna yazdır mak
Üstüne (üzerine) gelmek: Bir şeyin ya da sözün yapılması ya da ko-*” nuşulması sırasında çıkagelmek.
Üstüne (üzerine) gitmek : -1. Karışmak, uğraşmak. -2. Dövmek ama cıyla üzerine yürümek.
Üstüne (üzerine) gül koklamamak : O kişiyi (eşini, sevgilisini) çok faz la sevmek, bir başkasını o denli sevmemek.
Üstüne (üzerine) kalmak : Bir işi yüklenmek durumunda kalmak.
Üstüne (üzerine) koymak: Eklemek, katmak.
Üstüne (üzerine) olmamak : -1. Daha üstünü bulunmamak. -2. Hiç il gilenmemek.
Üstüne (üzerine) oturmak (yatmak) : Aldığı borcu geri vermemek, başkasının malını kendi malı gibi saymak.
Üstüne (üzerine) ölü toprağı serpilmiş gibi: Cansız, tembel, uyuşuk, miskin kimsenin bu durumunu belirtmek için söylenir.
Üstüne (üzerine) titremek : Çok sevdiği şeyi ya da kimseyi Özenle ko rumak, bir kötülük gelmemesi için çok uğraşmak.
Üstüne (üzerine) toz kondurmamak : özellikle sevilen kişinin ya da şeyin bir eksiği ya da kusuru olduğunu kabul etmemek
Üstüne (üzerine) tuz biber ekmek : Bir felaketin acısını arttıran davra nışta bulunmak ya da başka bir kötü olay olmak.
Üstüne (üzerine) tüy dikmek : Kötü bir durumun üzerine daha kötüsü gelmek.
Üstüne üstüne (üzerine üzerine) gitmek: -1. Güçlüklerden yıl m ayıp onlarla uğraşmak -2. Didinmek -3. Durmadan bir şeyin ya da kimse nin üstüne yürümek.
Üstüne (üzerine) varmak: -1. Birinin bir şey yapmasını ısrarla iste mek. -2. Ona saldırmak. -3. {Kadın için) Evli bir kadının kocasıyla ev lenmek.
Üstüne (üzerine) vazife olmamak :O iş kendisini uzaktan yakından il gilendirmemek; o iş onun görevi olmamakvv.
Üstüne (üzerine) yatmak : Aldığı borcu ya da malı, eşyayı geri verme mek.
Üstüne (üzerine) yıkmak (bir şeyi): -1. Bir suçu başkasına yükle mek, -2. Bir işin sorumluluğunu, ağırlığını başkalarına yüklemek.
Üstüne (üzerine) yok ; “Bu kimse ya da şey en i/i niteliklerle bezen miş, bundan daha iyisi yok, olamaz da.” anlamında.
Üstüne (üzerine) yürümek: Korkutmak, yıldırmak amacıyla saldıra cakmış, dövecekmig gibi davranmak
Üstün gelmek (birinden, bir şey der) : Birinden ya da bil şeyden da na başarılı d m ak, daha ileri gitmiş olmak; galip gelmek.
Üstünlük duygusu {kompleksi}: Kendini herkesten üstün ve iyi gör me duygusu.
Üstünüze (üzerinize) afiyet (sağlık): Hastalıktan söz ederken, karşı-sındakilerin buna tutulmaması dileğiyle söylenen esenleme sözü.
Üst üste : -1. Tekrar tekrar, birbiri arkasından: -2. Birbirinin üstüne.
Üzerinde durmak : bk Üstünde durmak.
Üzerinde kalmak : bk. Üstünde kalmak.
Üzerinden atmak : bk Üstünden atmak.
Üzerinden dökülmek : bk. Üstünden dökülmek.
Üzerinden (şu kadar) zaman geçmek : bk. Üstünden (şu kadar) za man geçmek.
Üzerine ağırlık gelmek : bk. Üstüne ağırlık gelmek.
üzerine almak : bk Üstüne almak.
Üzerine atmak : bk. Üstüne atmak.
Üzerine basmak : bk. Üstüne basmak.
Üzerine bir bardak su içmek : bk Üstüne bir bardak su içmek.
Üzerine çekmek : bk, Üstüne çekmek.
Üzerine düşmek : bk. Üstüne düşmek.
Üzerine geçirmek : bk Üstüne geçirmek.
Üzerine gelmek : bk Üstüne gelmek.
Üzerine gitmek : bk. Üstüne gitmek.
Üzerine gül koklamamak : bk Üstüne gül koklamamak.
Üzerine kalmak : bk. Üstüne kalmak.
Üzerine koymak : bk. Üstüne koymak.
Üzerine olmamak: bk Üstüne olmamak.
Üzerine oturmak: bk. Üstüne oturmak.
Üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi: bk Üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi.
Üzerine titremek: bk Üstüne titremek.
Üzerine toz kondurmamak: bk. Üstüne toz kondurmamak.
Üzerine tuz biber ekmek : bk. Üstüne tuz biber ekmek.
Üzerine tüy dikmek: bk Üstüne tüy dikmek. Üzerine varmak : bk. Üstüne varmak. Üzerine vazife olmamak : bk Üstüne vazife olmamak. Üzerine yatmak: bk Üstüne yatmak. Üzerine yıkmak: bk Üstüne yıkmak.
Üzerine yok: bk Üstüne yok. Üzerine yürümek: bk Üstüne yürümek. Üzerinize afiyet: bk Üstünüze afiyet.
Üzümün çöpü var, armudun sapı var demek : Her şeyde bir eksiklik bulmak, bir şeyi güç beğenir olmak.